üyesi olduğu bir topluluk yok
man on fire
etkileyici,görülmesi gereken bi belgesel-film.çılgınca bir iç ses ve bu sesin peşinde bi yaşam.hayallerin peşinden gitmenin değerini,odaklanmanın gücünü,insanın isterse nelere kadir olduğuna dair gördüğüm en uç örnek.
filmde soruluyor:niçin yaptın diye.adam bir sebebi yok diyo.evet sebep para değil.belki ip cambazlığından tek kuruş kazanamamış.ama belki-alanında en yapılamayanı
yapmış,daha da ötesi kendini gerçekten gerçekleştirmiş-ve de belki en mutlu kişi olarak ölecek.
onun farkı aslında sadece ikiz kulelerin arasına tel gerip,
akrobasi yaparak geçmesi değil.farkı gerçekleştirdiği bu büyük hayalden ziyade cesareti.
hayali iş ekseninde alırsak ..kanımca yanlış seçim ve mutsuzlukların sebebi kişinin kendini,sınırlarını,arzularını yeteri kadar tanımaması veya geniş düşünmeyerek,
şartlanmalara boyun eğerek, kendine şans tanımamak.
hayaller tülün arkasında.gerçekler perdenin önünde.bu perdeyi ve tülü çekmek bizim elimizde.çizdiğimiz resmi tünelin ucunda,resmin içinde kendimizi görebiliyorsak yola çıkmalıyız.ben geç de olsa bunu edindim.buraya dikkat:
kendimizi yolun sonu için şartlandırmalıyım.sadece yolda
olalım.bu yolda belki yol ağızları olacak.belki de çıkmaz sokaklar.ama ne çıkar?her zaman yeni yollar bulunur ve yeni mutluluklar..